DİYABETİN ÜROLOJİK ÖNEMİ

DİYABETİN FİZYOPATOLOJİSİ
Diyabet soğuk enflamasyon yapan hastalık olarak tanımlanır. Soğuk iltihaplarda olay yavaş,sessiz ve sinsi seyreder sonmunda hedef organlarda tahribata ve işlevsel bozukluklara neden olurlar.Diyabette asıl hedef organlar damarlar ve sinirlerdir olup zararlı etkilerini soğuk inflamasyon ve polyol mekanizmaları ile gösterir.
A. Soğuk enflamasyon;Hiperglisemi ve adipoz dokudan kaynak lanan sitokinler (proinflamatuar mediatörler) asıl patolojiyi başlatan etkenlerdir..

Soğuk inflamasyon evreleri
1. Pro inflamatuar mediatörler ;Tümor Nekrozing Faktör alfa (TNF-α) ,interlökin-6 (IL-6), IL-2, ve interferon-gamma (IFN-γ) ,CRP gibi pro inflamatuar mediatörler damar endoteli etkilerlerler ayrıca ortamda ROS artmasına neden olurlar (Şekil 1).
1 Devamını Oku

AĞRI TEDAVİSİ

ÜROLOJİDE AĞRI TEDAVİSİ

“Ağrı;doku hasarına eşlik eden hoş olmayan, duyusal bir deneyim olarak da tanımlanabilir”.Ağrı, hoşagitmeyen duyumdur ve her zaman özneldir. Bu nedenle ağrı deneyimini değerlendirirken hem fiziksel hem de fiziksel olmayan bileşenlerini birlikte göz önünde tutmak gerekir. Ağrı aslında bir kavramdır ve kişiden kişiye büyük farklılıklar gösterir, çünkü birçok faktör (cinsiyet, din, dil, ırk, sosyokültürel çevre…) ağrı eşiğini, dolayısıyla da ağrılı uyarana tepkiyi belirler. Geçmişte sadece çeşitli hastalıkların bir bulgusu olarak kabul edilen  ağrı  (özellikle kronik ağrı), günümüzde artık başlı başına bir hastalık, bir sendromolarak kabul edilmektedir. Uygun tedaviye rağmen devam eden ağrıya kronik ağrıdenir.

Tüm algılarımız sinir sistemi tarafından duyumlanır, değerlen dirilir ve bunlara  cevap oluşturulur.Sinir hücrelerinin (nöron) farklılaşması ve organizasyonu sinir sistemimizi oluşturmaktadır.Sinir sistemimiz;

  1. Merkezi sinir sistemi;Beyin.beyincik,beyin sapı ve omur ilikten oluşur.
  2. Çevre sinir sistemi;Çok sayıda sinir hüvre ve uzantısın danoluşur.Uyarıları vücudun uzak köşelerinden alıp merkezi sinir sistemine ulaştırırlar.

Bir sinir hücresi;Çekirdeğin bulunduğu ana hücre ,buna bağlıuzantılardan(akson lifi) oluşur.Sinir hücresi uzantılarının bazısı da  kısadır (dendrit lifi) .

Devamını Oku

GENİTO ÜRİNER SİSTEM TÜBERKÜLOZU

GÜS TÜBERKÜLOZU (tüberküloz) insanlığın bilinen en eski hastalıklarından bilidir. Hemen her tarih döneminde ve hemen her toplumda büyük sağlık sorunları yaratmış olan bu hastalık yüksek mortalitesi nedeniyle özellikle yut dışında katillerin başı ,büyük beyaz veba olarak bilinirken,ülkemizde “ince hastalık”  olarak adlandırılmaktadır. Ayıca tüberküloz biçok hastalığı taklit edebilmektedir.

KLİNİK;Tüberküloz mikrobu (Tb) en çok ve öncelikle akciğerleri tutmaları nedeniyle Akciğe Tb,tüm diğer oganlardaki tb ‘ye de Akciğer Dışı Tb denilir.Akciğer dışı tüberkülozlaın %30 kadarı böbeklerde yerleşir.

Görülme  Sıklığı;Dünya nüfusunun 1/3si Tbc basili ile enfektedir       (Prevalans).Her yıl 8 milyon insan bu hastalığa yakalanmaktadır (İnsidans). 2 milyon insan ise bu yüzden 1 yılda ölmektedir.Ülkemizde ise 2002 verilerine göre 18.043 tüberkülozlu yeni hasta olduğu ( İnsidans ),görülme sıklığının ise yüzbinde 27 saptanmıştır (İnsidans). Bu  hastalığın önemli bir halk sağlığı problemi olduğu  ve çoğu hastalıkları taklit ettiği,kolayca gözden kaçabileceği daima akılda tutulmalıdır.

Akciğer Tbc tanısı ortalama 3.5 yılda konulabilmekte.Ayrıca Akciğer tüberkülozundan ortalama 8 yıl sonra (2-20 yıl ) GÜS tutulumu yapar ve birinci sıklıkta   böbrek tüberkülozu görülür. Tedavi edilmez ise böbrek fonksiyon dışı kalabilir.İlk başta tanı konulur ise anti tüberküloz ilaçlar ile kolaylıkla tedavi edilirler.Gecikilmiş durumlarda ise cerrahi tedavi gerekebilir.
Patogenez ;Mycobacterium tüberkülozis denen Gram(-), zarflı bakteri tarafından oluşturulan hastalıktır. Asite ve alkole dirençli, aerobik mikro aerofilik, sporsuz, hareketsiz, Ziehl-Nilsen ile boyanan, Lövenstein besi yerinde  2-6 haftada üreyen, damlacık ile bulaşan bir organizmadır .

  Devamını Oku

ÜROLOJİ

 ÜROLOJİ

 

     Üroloji, böbrek,idrar yolları ve erkeklerin cinsel hastalıkları ile ilgilenen bilim dalıdır  Üroloji çok önceleri tıbbın babası sayılan Hipokrat tarafından tanınmamıştır hatta idrar kesesinden taş alınması işlemini yapanları lanetlemiştir.O günün koşullarında bu tür ameliyatlar ölüm ile sonuçlandığı için bu tür kararların  alındığı da bir gerçektir. Günümüz koşullarına taş kırma makinalarının tıbbın hizmetine girmesi, her tür açık ve kapalı ameliyatlar kolaylıkla yapılması,diğer bilimsel

Devamını Oku

BÖBREK VE İDRAR YOLLARI TRAUMALARI

BÖBREK VE İDRAR YOLLARI TRAUMALARI

Tüm batın traumalarının %2.4-7‘sinde GÜS trauması olur. Bunun %37-70 i böbrek, %20 si dış cinsel organlar, %0.3 iç idrar yolu(böbrek yolu), %5.2 mesaneye aittir.10 yaşa kadar çocuklarda böbrek dış kılı fı(Gerato Faciası) az geliştiği için böbrek sıklıkla yaralanır. Olguların %25 i çocuktur. Böbrek  traumada %25 dalak rüptürü vardır.Sinir sistemi, omurga traumalarında %40 böbrek  trauması  görülür. Börek ve idrar yolu  trauması 6-12 saat içinde fark edilmelidir. Cerrahi tedavi geciktirilmemelidir.

Devamını Oku

OBSTRÜKTİF ÜROPATİ

OBSTRÜKTİF ÜROPATİ

Böbrekte oluşan idrar kanallardan geçerek idrar kesesinde toplanır,uygun yer ve zamanda da istemli olarak irademiz dahilinde dışarı atılır.Bu olaya Eflux(Normal İdrar Akımı) denir.İdrar Akımı sadece yer çekiminin etkisinde değildir .İd rar yolunun her seviyesin de idrarı aşağı doğru iten basınçlar mevcuttur.Diğer bir mekanizma ise idrar, idrar kesesinde birikirken zorlanma ve işeme anında böb rek yoluna geri kaçmayı önleyen özel bir kas sistemi vardır.Bu sisteme üretero trigonal kompleks adı verilir,adete supap gibi çalışır .aşağı geçen idrarın geri kaçmasını önler.Eğer idrar geri kaçacak olur ise Reflu dediğimiz hastalık gelişir.Bu da ilerde böbrek çalışmasını bozan bir durumdur.

Devamını Oku

ÜRİNER SİSTEM DİVERSİYONLAR

 

ÜRİNER SİSTEM DİVERSİYONLAR

Böbrekte oluşan idrar, kanallardan geçerek idrar kesesinde topla-nır,uygun yer ve zamanda da istemli olarak irademiz dahilinde dışarı atılır . Bu olaya Eflux (Normal İdrar Akımı) denir .İdrar Akımı sa dece yer çekiminin etkisinde  değildir . İdrar yolunun her seviye sinde idrarı  aşağı doğru iten basınçlar mevcuttur.Diğer bir mekanizma ise idrar, idrar kesesinde birikirken zorlanma ve işeme anında böbrek yoluna geri kaçmayı önleyen özel bir kas sistemi vardı r. Bu sisteme üretero trigonal kompleks adı verilir,ade-ta supap gibi çalışır.aşağı geçen idrarın geri kaçmasını önler.Eğer idrar geri kaçacak olur ise Reflu dediğimiz hastalık gelişir.Bu da ilerde böbrek çalışmasını bozan bir durumdur.

Devamını Oku