ANDROLOJİ ve TARİHÇESİ

ANDROLOJİ

Androloji ;Latincede erkeklerle ilgili anlamına gelse bile günümüzde  Erkek ve kadın cinselliğinin benzeyen ve biribirini tamamlayan yönleri olması nedeniyledir ki androloji artık erkek ve kadın cinsel sağlığını inceleyen bilim dalı haline gelmiştir. Kısaca “Androloji” terimi artık “Cinsel İşlev Bozuklukları” tanı ve tedavisi olarak değişmiştir.

TARİHTEN GÜNÜMÜZE CİNSELLİĞE BAKIŞ

Cinsellik temel içgüdülerimizdendir;Yeme,İçme,barınma vb gibi temel iç güdülerimiz yaşam için olmazsa olmazlarımızdır. Bir genelleme yaparsak yaşamın da üç temel kuralı var.

  1.  Var olmak,
  2.  Üremek
  3. Zevk Almak.

Basit canlılardan karmaşık canlılara gidildikçe  bu üç kural birbirinin ayrılmaz parçasıdır. İlkel hücreli bir canlı için ilk iki kural daha geçerli. Ancak gelişmiş kompleks canlılarda üçüncü kuralda en az diğer ikisi kadar önemlidir.Androloji burada belirtilen 3 kavramla yakından ve doğrudan ilgilidir.

Cinsellik, insanın evren ve tanrı ile sembolik olarak bağlantılı olarak algılanmasına neden olmuştur.Cinsel yaşantı;Var olma,var etme,yaşamın başlangıcının oluşturulması, mutluluk, sorumluluk gibi kavramları yoğun olarak düşünülmesine neden olur.Bu nedenlerle   İnsanlık tarihinde, cinselliğe olması gereken den daha fazla bir anlam yüklene gelmiştir.

Sağlığın günümüzde “kişinin bedenen,ruhen ve de sosyoekonomik olarak iylik halidir” tanımlaması cinselliği sadece var olma adına üremek dışında zevk ve kültür boyutuyla karşımıza çıkartmaktadır.Tüm toplumlar sosyo kültürel anlayışlarına   göre cinsel yaşantıyı kontrol altında tutmaya özen göstermişlerdir. Çünkü toplumun yaşaması,gelişmesi ,güçlenmesi cinselliğe bakışı,aile yapısının sağlamlığı ile yakından ilgilidir.Bazı örnekler verecek olursak;

  • Sümerlilerde ;evli birkadın erkeği baştan çıkarıyorsa kadının cezası ölümdü fakar erkeğe ceza verilmiyordu.Daha sonraları erkeğe de ağır olmamak kaydıyla ceza veriyorlardı.
  • Asurlarda ;kadın erkeğin testisinden birine zarar veriyorsa bir parmağı kesilirdi.İki testisine de zarar verilirse gözleri oyulurdu.
  • Antik Yunanda ;Solon Kanunlarına göre karı kocanın ayda 3 kez sex yapması zorunluydu.Bu kanunun anmacı karı-kocanın bağlılığı artsın,Yunan uygarlığının devamı için meşru çocuklar dünyaya gelsin.Gayri meşru çocuklar toplum tarafından hoş görülmezdi,Anne ve baba dezteğinden biri eksikse güçlü bireyler olamazlardı.
  • Roma İmparatoru Agustos erkeklere”Sex yapın ama karınızla”diye hitap etmek gereksinimini duymuştur.Çünkü Romalı erkeklerde başka kadınlarla birlikte olmak çok yaygındı.
  • Sünnet;Dünyada r  tüm kültürlerin çoğunda erilleme töreni olarak yapılmaktadır.Bu olay çok önemli alarak görülmektedir. Sünnetli çocuk erkekliğe geçiş yapmış birey gibi bir üst değerde görülür.Aynı zamanda birey olarak da gelecek yaşantıya hazırlık seromonisidir.Müslümanlar,Yahudile tarafından erkek çocuklarına rutin olarak uygulanan bu işlem sağlık nedeniyle diğer toplumlarda 1/4-1/6 oranında uygulanmaktadır.Bu haliyle  sünnet cinselliğe geçişte ilk kanun-kural sayılabilir.

Antik çağlardan beri fertilite, “güçlü adam” sembolü olarak düşünülen tam ereksiyon kapasitesi ile tanımlanmıştır. Pagan inanaçlarında penis; gücün ve bereketin  temsilcisi olmuş tur.Bereket Tanrısının en dikkati çeken  ögesi de penistir.

Bu nedenle ilk sanat örneklerinde bile cinselliğe sıklıkla rastlanmaktadır.Doğal olarak “Fallus”, cinsellik temalı tarihsel olgularda en fazla yer alan simgedir. ilk bilinen fallus kaya çizim örnekleri 30-35.000 yıl öncesine kadar gitmekte, 15.000 yıllık fallusun kemikten modelleri bilinmektedir .Bu nedenle girişteki saptama ile ilintili olarak tapınak olarak kullanılan yerlerde cinsel temaların bulunması şaşırtıcı değildir.

Yukarı Mezopotamya’nın bir bölgesi olan Şanlıurfa’nın Harran ovasına komşu Göbeklitepe’de, Arkeoloji dünyasında heyecana yol açan buluntular keşfedildi. Ayrıca burada Paleoandrolojik 30 cm’lik bir penisli bir insan heykelciği bulundu. (M.Ö. 12-10 bin yıl önce )

Göbeklitepe ;Etrafı taş duvarlarla çevrili yuvarlak yapıların iç bölgelerinde en büyükleri 7 metre boyunda üstü 3 metre eninde yaklaşık 11-20 ton ağırlığında (En büyük taş 50 ton) “T” şeklinde taş yapıtlar mevcuttur.

Bu taş yapıtların üzerlerine sıklıkla cinsiyeti belirtilen  hayvan kabartmaları da vardır .

Arkeolojik buluntuların zamanının değerlendirilmesi  için Göbekli tepe’nin kullanıldığı dönemlerde henüz ;

  1. Boğazların oluşmadığını
  2. İngiltere’nin Avrupa’dan ayrılmadığını

akılda tutmak gerekir.

Buluntular arasındaki Taş heykelde üretra mea (penisin dışa açılan kısmı) ise penise oran ile daha büyük betimlenmiştir. Bu eserin ana fikrinin; penisi ve penis açıklığını , yaşam kaynağı olduğu düşünülen meni (sperm) çıktığı yer olması ve bunun kutsallaştırılmasıdırAşağıdaki resimdeki çıplak kadın figürü cinsel temayı betimlemektedir.

Eski Mısırda ; Üreme Tanrısı Min ve Güneş Tanrısı Amon Ra (MÖ:2500 ) erektil penis ile resmedilmektedir Antik Mısırda  Kadınlar daha özgürdü.Evlilikte eşitlik önplandaydı.Mısırda cinsellik ve üreme ile ilgili birden fazla tanrı vardı

Eski Mısır dini başlangıçta bereket kavramının çevresinde kurulmuştu: toprak dişi, güneş ise erkekti ve yaşam da bu iki unsurun birleşmelerinden doğuyordu.

Hint inanışlarında;  Kama Sutra felsefesi ile cinsel yaşamı değerlendirir .Kama Sutra popüler kültürde sadece cinsellik çağrışımı yapsada, aslında hayatı güzel ve yaşanılır kılmayı amaçlayan bir Hint felsefesidir. Kama Sutra cinselliğin yanında parfüm yapmaktan, dans etmeye kadar  64 sanatı öğretmeyi amaçlar.

Eski Japonya’nın ilk sistemli dini, Şintoizm’dir.Şintoistler için yaratılış cinsel bir eylemdir. Şinto dininin temel öğelerinden biri, fallus ibadetidir Şinto törenlerinde dev boyutlu falluslar sokaklarda gezdirilirdi.Japonya’da seks, hiçbir günah düşüncesi ve suçluluk duygusu içermeyen, günlük yaşamın zevkli bir parçası olarak kabullenilen bir faaliyettir.Geyşalarla ilgili kanıların çoğu yanlış bilgilere dayanır. Geyşa, mesleği için özel eğitim görmüş bir kurtizandır. Ama bilinen anlamıyla bir fahişe değildir.Özetle Japonların dinle ilişkileri erotiktir; dinsel sanatla rında erotizm önemli bir yer tutar.

Uzakdoğuda;

  • Taoizm insan toplumu da içinde olmak üzere evrenin düzen ve dengesiyle ilgili bir doktrindir. Bu doktrinin özü şu cümlede yatar: ” bir dönem yin , bir dönem yang: işte Tao, yani dünyanın düzeni, budur”. Yin ve Yang dünyada bütün varlığın temelinde yatan dişilik ve erkeklik ilkeleri ya da güçleridir.Taoizm  “Erkekle kadının cinsel birliği her şeye hayat verir” der. Bir gün boyunca cinsel birleşmenin hiç sperma akıtmadan birkaç kez yapılması, insanın bütün hastalıklarını tedavi eder ve ömrünü uzatır öğüdünde bulunur.
  • Budizm içindeki tarikatlardan biri olan Şingon, eski Şinto inançlarını büyük ölçüde devralmıştır.
  • Konfiçyus’un öğretisinde de  seksin kötü bir şey olduğu yolunda herhangi bir sav yoktur fakat ama daha disiplinlidavranmayı önerir.Cinsel yaşamın üreme kısmını ön planda tutar.

Yunan Mitolojisinde; Bahçeler ve bağlar tanrısı Bereket Tanrısı olarak bilinirdi  ,Roma devrinde özellikle erkekliği ve fiziki aşkı canlandırıyordu .Ayrıca bu dönemde   bir halk tiyat rosu kahramanı  haline de gelmiştir.Bilindiği gibi Yunan panteo nunda Eros aşk tanrıçası, Dionysus şarap ne aşk tanrıça sıydı.

  • İspartada cinsellik daha serbest ve kadın ağırlıklı yaşanırken Yunan’da evlilik ve cinsellik daha disiplinize edilip erkek hakimiyeti arttırılmıştı.
  • Roma’da yapma falluslar bir “bereket simgesi ve uğur ‘”sembolü olarak kullanılırdı,Törenlerde sokaklarda da gezdirilirdi (Aşşa ğıda solda).

İngiltere’deki kiliselerde, genital bölgesi abartılı kadın figürlerine (Sheela-na-gig) rastlanmaktadır (Yukarıda sağda). Sheela-na-gig’lerin cinsel temadan daha çok (fertilite fetişleri olduğu düşünülmektedir. Göbekli tepe’deki bu buluntunun bu akımın en eski örneği olduğunu ileri sürenler de vardır.

Son olarak Türk ailesi hakkında araştırmalar yapan ilk batılı araştırmacı Grenard’a göre; Türk kızı hayat arkadaşını seçmekte serbesttir. Eş seçme geleneğinin çok güçlü bir kurum olduğunu ve günümüze kadar devam ettiğini görmekteyiz. Kaşgarlı Mahmut’un Divan- ı Lügati’t- Türk adlı eserinde de eşlerin birbirlerini serbestçe seçtiklerini söylemektedir.

Evlenme ve aile; Türklerde toplumun ve devletin temeli olarak kabul edilmektedir. Aileden anlaşılan ana-baba ve çocuklar dır.Evlilik “ev” ile sembolize edilmektedir. Evlenme aynı zaman da ”duman kurma” olarak kabul edilmiştir. Ocak, Türklerde her zaman kutlu sayılmıştır. Yakut Türklerinde evlilik ‘sönmez bir ateş yakmadır‘. Eve gelen gelin ise ”evi aydınlatan bir ateştir.” Anadolu’da ocağın sönmesi, aile ocağı ve genç erkek çocuk lara 0cak umududenmesi eski Türk geleneklerinin izleridir .Düğünde Gerdek gecesi geline yol gösterici birisi (eget,mamu) bulunduğu gibi, güveye de yol gösterici bir sağdıç vardır.Orhun Abideleri’nden Türklerde tek kadınla evlenmenin esas olduğu anlaşılmaktadır. Çok kadın alma adeti kadının kısır olması halinde söz konusudur.

  • Oğuz Türklerinde zina hadise sinin kabul edilemez bir suç sayılması, istisnai de olsa zina edenlerin en ağır şekilde cezalandırılmaları gerekmektedir.Yani geleneksel yapıda cinselliğe aile kurulduktan sonra müsaade edilir.evlilik öncesi cinsellik hoş karşılanmazdı.
  • Eski Türklerde, cinsel ahlak da çok yüksekti. Yakut Türklerinde, eski yunanlıların Venüs’üne karşılık, bir doğum ruhu vardır ki Ayzıt adı verilir.Bu ruh, kadınlar doğuracağı zaman imdatlarına yetişir; onların kolayca doğurmasına yardım eder; üç gün lohusanın başucunda bekledikten sonra, beraberindeki dere, tarla, ağaç, çiçek perileriyle gökyüzünün üçüncü katındaki sarayına döner.Bununla beraber, Ayzıt’ın, hiç hoşgörü kabul etmeyen, bir şartı vardır: Namusunu korumamış olan kadınların yardımına, ne kadar yalvarırlarsa yalvarsınlar ve ne kadar değerli kurbanlar ve hediyeler sunarlarsa sunsunlar bir türlü gelmez.Bundan başka, Ayzıt’a özgü bir yaz bayramı vardır. Bu bayramın sabahında evlerin her tarafı son derece temiz ve süslü bir hale konulur, her fert en güzel elbisesini giyer, en çok sevdiği yemekleri yapar, herkesin yüzü mutlaka neşeli, şen ve tebessümlü olur. Bu sırada Ak Şaman eşlinde sazı olduğu halde gelir (kış ayinlerini Kara Şaman, yaz ayinlerini Ak Şaman yürütür) dokuz genç kızla dokuz delikanlı seçerek bunları ikişer ikişer, el ele tutturarak asker gibi dizer. Ve kendisi sazını çalar, onları gökyüzüne çıkarıyormuş gibi, ileri doğru yürütür. Sazını çalarken, Ayzıt hakkındaki ilahileri de söyler. Bu estetik alay, üçüncü kat göğe geldikleri zaman, Ayzıt’ın sarayını koruyan yasakçılar ellerinde gümüş kırbaçlar olduğu halde meydana çıkarlar, Alay içinde namusça kusuru olanlar varsa onları geri çevirerek diğerlerini Ayzıt’ın sarayına girmesine izin verirler.İşte namusun bu dini yaptırımları eski, Türklerde cinsel ahlakın yüksek olduğu ve erkekler kadının bu ahlakla aynı derecede sorumlu olduğunu gösteriyor.

Ortaçağda Avrupa’da fazlasıyla cinsel baskılar yaşanmasına karşın İslam, Hindu ve Doğu dinlerinde cinselliğe karşı büyük bir hoşgörünün varlığından söz etmişlerdir.Hala Katolik din adamları evlenemezken müslümanlıkta böyle bir uygulama yoktur.Yukarda da özetlendiği gibi cinsel yaşam toplumların kültürleri,dini inaçları ,politik amaçlarına göre müdahale görür ve kontrol altında tutulur.

Yukarıda androlojinin ilk çağlardan bugüne serüvenini yansıtmaya çalıştım.Androlojide en önemli olgu ereksiyondur..Kısa da olsa ereksiyonu değerlendirme öyküsünü inceler sek;İlkçağın büyük filozoflarından Aristo (MÖ 384 veya 385′ te) penisin ereksiyona geçmesi için gerekli olan üç maddenin toprak, hava ve su olduğunu düşünmüştür.Yunanlı felsefe ci Aristotales ise cinsel ruhun sinir uçları ile alınıp iletildiğini ileri sürmüştür.

Rönesansın en seçkin bilim adamı Leonardo da Vinci ise kan akımı ile sertleşme arasında ilgi kurmuştur.Röne sansın başlangıcı ile beraber cinsellik ile ilgili ilk eserler ortaya çıkmıştır. Bunlardan birinde Leonardo Da Vinci “Kopulasyon” adlı eserinde erkeği misyoner pozisyonunda kadın ile cinsel ilişki halinde resmetmiştir.

Bu resimde meninin medulla spinalisten geldiği varsayılmıştır . Ayrıca, penisi vajen içerisinde bir miktar eğri resmeden usta nın, bu düşüncesi ölümünden yüzyıllar sonra yapılan manyetik rezonans görüntüleme incelemeleri ile de doğrulanmıştır .

Aristonun ölümünden yaklaşık 2000 yıl sonra günümüzde yapılan çalışmalarda penis sertleşmesi ve cinsel işlevin layıkıyla gerçekleştirilmesi için psiko nöro vasküler tam sağlam olması gerekmektedir.Aristodan bu yana ;

  1. Suyun yerini kan
  2. Havanın yerini Nitroz oksit (Serleşmeyi sağlayan kimyasal madde)
  3. Toprağın yerini gevşeyip kasılabilen Düz kaslar almıştır.

Androloji biliminin en önemli konularından isim olarak bahsedersek;İktidarsızlık,kadında cinsel isteksizlik.kısırlık,cinsel yolla geçen enfeksiyoz ve kalıtsal hastalıklar olarak sayılabilir. Özetle cinsel yaşantımızı ilgilendiren her şey aynı zamanda androlojinin konusudur denilebilir.

admin