SÜNNET

SÜNNET

Tarihçe

Antropologlar sünnetin başlangıcı hakkında görüş birliğine varama mıştır. Sünnetin tarihini M.Ö. 15000 yıllarında ki taş devrine kadar götürenler vardır.Eski ana erkil dinlerde İştar ve Kibele diye anılan ana tanrıçalara ,eski za man hacıları  penisleri kökünden kesilerek ,anatanrıça heykelinin dibindeki toprağa gömerlerdi.kurban edililen pe nis ve akan kan ile  toprağın döllenerek bereketinin artırıldığına inanılırdı. Bu yöntemler klanın=topluluğun yaşa mını tehdit etmesi nedeni ile zamanla sünnet derisinin kesilmesi şeklinde değişti

  •  Antropolog Ashley Montagu’nun da savunduğu gibi, 6000 yıl önce antik Mısır’da sünnetin varolduğu kesin leşmiştir.
  • Tarihin babası olarak bilinen Heredota göre sünnet 6000 yıldır yapılagelen ,dünyanın en eski ameliyatıdır.
  • Hz İbrahim Yahudilere MÖ 1813 de doğumun 8. gününde zorunlu kıldığında Hititler (Anadoluda) zaten sünneti uygulu yordu
  • Günümüzde Müslümanlar ve Yahudiler sünneti uygulamak talar.
  1. Hz. Muhammed oğlu Kasım’ı ölmeden önce sünnet ettirdiği rivayetler arasındadır. Yine sün netle birlikte yemek ikram edilmesi de o dönemin arab gelenekleri arasında bilinmektedir
  2. Bir başka görüşe göre Kuran sünnetten hiç bahset miyor. Peygamberimiz sünnetli değildir
  3. Türklerin İslam ile tanışmalarını takiben bu geleneği de yaşattıkları bilinmektedir. Zaman içerisinde dini ve toplumsal bir seramoni haline getirilmiş ve Osmanlı döneminde kutsal bir dini tören olarak kabul edilmiştir.
  4. Sünnet konusunda dünya çapında en geniş ve tek kaynak olan Vehbi’ nin Surnamesi’ nde (Surna me-i Vehbi= Düğün, ziyafet, şenlik gibi halleri tasvir için yazılan yazılar) belirtildiğine göre Sultan III. Ahmet zamanında (1720) hazırlıklar hariç sadece kutlamalar yaklaşık 15 gün sürmekteydi. Sünnet zamanla yalnızca dini bir tören olmaktan çıkmış, kutlama, şenlik, güç gösterisi, aşiret yada eşraf genişliğinin sergilendiği toplumsal bir tören haline gelmiştir. Sünnet Türk toplum geleneğinde oldukça geniş yankı bulmuştur

  • Hastalıklara karşı profilaksi amacıyla rutin yenidoğan sünnetinin yaygınlık kazanması 19. yüzyıla rastlar. Özellikle ingilizce konuşulan ülkelerde sünnet, kısa sürede kabul görmüştür.
  • 1989 yılında Amerikan Pediatri Akademisinin sünnetle ilgili görev komisyonu, yenidoğan sünnetinin potansiyel tıbbi faydaları ve avantajları yanında, risk ve dezavantajları da olduğunu deklare ederek, girişim öncesinde ebeveyne bunların anlatılmasını önermiştir. A.B.D.’de en sık uygulanan pediatrik cerrahi işlemdir .Dünyada bulunan erkek nüfusunun yaklaşık 1/6’i sünnetlidir.

İnsanlığın tarihten günümüze penise bakışı

  • Antik çağlardan beri fertilite, “güçlü adam” sembolü olarak düşünülen tam ereksiyon kapasitesi ile tanımlan mıştır. Pagan inanaçlarında penis gücün ve bereketin  temsilcisi olmuştur.Bereket Tanrısının en dikkati çeken  ögesi de penistir.   Bereket Tanrısı; Yunan Mitolojisinde bahçeler ve bağlar tanrısı ,Roma devrinde özellikle erkekliği ve fiziki aşkı canlandırıyordu ayrıca bu dönemde de  bir halk tiyatrosu kahramanı olmuştur
  • Mısırlılar cinsel gücün doğa üstü güçlerle ilgili olduğunu düşünmüşler.Bu dönemide Mısır tanrısı Amon Ra’ nın tasvir edildiği antik Mısır’a ait duvar kabartmalarında Amon Ra, penisi ereksiyonda resmedilmiştir.
  • Yine bu yüzyıllarda yaşamış olan çağının büyük filozoflarından Aristo penisin ereksiyona geçmesi için gerekli olan üç maddenin toprak, hava ve su olduğunu düşünmüştür. . Yunanlı felsefeci Aristotales ise cinsel ruhun sinir uçları ile alınıp iletildiğini ileri sürmüştür.Onun ölümünden yaklaşık 2000 yıl sonra yapılan araştırmalarda bu üç maddenin kavernozal düz kas (toprak), nitrik oksit (hava) ve kan (su) olduğunu söyleyebiliriz.
  • Rönesansın en seçkin bilim adamı Leonardo da Vinci ise kan akımı ile sertleşme arasında ilgi kurmuş tur.Röne sansın başlangıcı ile beraber cinsellik ile ilgili ilk eserler ortaya çıkmıştır. Bunlardan birinde Leonardo Da Vinci “Kopulasyon” adlı eserinde erkeği misyoner pozisyonunda kadın ile cinsel ilişki halinde resmetmiştir. Bu resimde meninin medulla spinalisten geldiği varsayılmıştır . Ayrıca, penisi vajen içerisinde bir miktar eğri resmeden usta nın, bu düşüncesi ölümünden yüzyıllar sonra yapılan manyetik rezonans görüntüleme incelemeleri ile de doğrulan mıştır . 

Endikasyonlar:

  A. Tıbbi:

  1. Postit
  2. Balanopostit
  3. Fimozis
  4. Parafimozis

  B. Tıp dışı:

  1. Dini
  2.  Sosyokültürel
  3. 3.   Ailevi (Babanın sünnet durumu)

Kontrendikasyonlar:

  • Mutlak:Tüm penil anomaliler (hipospadias, epispadias, megalouretra vs.)
  • Rölatif:
  1. Kanama diyatezi
  2. Prematürit
  3. Ciddi sağlık problemleri

Sünnet derisi gelişimi:

  1. Fetal hayatın üçüncü ayında başlayan sünnet derisi gelişimi, beşinci aydan önce tamamlanır.
  2. Yenidoğanda sünnet derisinin glansa yapışık olması gayet tabiidir. Bu iki yapının ayrışması intrauterin hayatın geç döneminde başladığından,
  3. Doğumda bebeklerin ancak % 4’ünde sünnet derisi tümüyle geri çekilebilir. Yenidoğanların neredeyse % 50’ sinde sünnet derisi eksternal meatusu görebilecek kadar dahi geri sıyrılamaz.
  4. Altıncı aya kadar bebeklerin ancak % 20’si tümüyle sıyrılabilen sünnet derisine sahipken,
  5. Bu sayı 3 yaşında % 90’a ulaşır.
  6. Puberteye kadar ise hemen tüm çocukların sünnet derileri tamamen geri çekilebilecek hale gelir.

Gelenek ve görenek sebebiyle olsa gerek, birçok kişi sünnet derisinin erken yaşta geri çekilmeye alıştırılmasını savunur. Bunlara bazı hekimler, özellikle pediatristler dahildir. Ancak, tıbbi yönden bakıldığında, sünnet derisinin erken manipulas yonu gereksiz olduğu gibi; kanama, skarlaşma, ağrı ve psişik travmaya neden olabilir.

Sünnet derisinin glanstan tümüyle ayrışmasının doğumla başlayan ve 10-14 yıl kadar sürebilen bir “süreç” olduğunu bilmek ve ebeveynlere anlatmak gerekir.Sünnet derisi smegma denen sabesaöz,apokrin bir salgı yapar.Bu salgı eniste nemlendirici ve kayganlaştırıcı rol oynar.

Smegma

Erkek ve kadın smegma oluşturur.Kadında klitoris ve labia mino ra kıvrıntısında,erkekte ise peniscildi ön derisinde (sün net derisi) apokrin  sabeseöz bezlerde yapılır. Erkekte penisi nemli tutar,cinsel girimde ise kayganlaştırıcı olarak yer alır .Erkekte frenilum hemn yan kısımlarında yer alanSabeseöz Tyson bezlerinden salgılanan apokrin özellikli salgıdır

Smegma penis.üzerinde birikir Sünnet derisinin iç mukozal kısmındaki bir kısım canlı hücreler,Yağlı dejenere oluşum lar , %26 yağ,%13.3 protein,nekrotik epitelden Smegma oluşur . Bu skualen den (C30H50 ) zengindir ayrıca litre bezlerinden köken alan müsin.Antibkterial enzimler (lizozim) ve hormon (androsterone ) içerir.Smegma 6-7 yaşında %1 artar,16-17 yaşında ise %8,ortalama %5 artar.

İdeal yaş:Bu konuda konsensus yoktur.

  1. Bize göre sünnet, ya çocuğun ne yapıldığını anlayamayacağı ve yabancıyı tanıyamayacağı kadar erken dönemde (tercihan doğumu takiben veya ilk iki yaşın içinde),
  2. ya da sağlıklı iletişim kurulabilecek çağa geldiğinde (6-7 yaşından sonra) yapılmalıdır.
  3. Ara yaşlarda ise, çocuğa sünnetin gerekliliğini anlatmak, ondan anlayış beklemek ve rahat bir cerrahi girişime izin verecek sükuneti sağlamak oldukça zordur.

Sünnet olmanın faydaları nelerdir?

  1. Yenidoğan erkeklerde üriner enfeksiyon insidansını on kat  azaltır.
  2. Sünnet derisinin penis baş kısmına yapışarak idrar akım hızını yavaşlatması (fimozis) yada sünnet derisi     iltihabı riski azalmak tadır.
  3. Penis kanseri oluşma ihtimalini azalttığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
  4. Sünnetli erkeklerin eşlerinde rahim ağzı kanseri (serviks kanseri) daha az görülmektedir.
  5. Çocuğun ileri yaşamda cinsel yönden erken boşalma riskini azalttığı bilinmektedir.
  6. Sünnet derisinden salgılanan sıvı (Smegma) ortadan kalkacağından kişide yeterli hijyen sağlamaktadır.
  7. Cinsel yolla bulaşan hastalıkların görülmesini azaltır. (HIV vb gibi) ve serviks kanseri insidansını düşürebilir.
  8. İçinde bulunduğumuz toplumda erkek olmanın şartla rından kabul edildiğinden ileriki yaşamda cinsel yeterlilik duygusu ve psikolojik tatmin hissi sağlamaktadır.

Dezavantajlar:

  1. Çocuğun yaşadığı geçici davranışsal ve fizyolojik değişiklikler
  2. Potansiyel komplikasyonlar
  3. Sünnet derisinin irreversibl kaybı

Sünnet için en uygun yaş hangisidir?

  1. Son zamanlarda yeni doğan çocukluk döneminde yapılması gerektiğini savunan bilim adamlarının sayısı giderek artmaktadır. Bununla birlikte genel kabul yada görüş,
  2. çocuğun 2 yaş altında veya 6 yaş üzerinde yapılması gerektiği yönündedir. İki yaş altı çocukların gerek ağrı kontrolü ve gerekse sünnet sonrası bakımı nispeten daha kolay olmaktadır. 3-6 yaş arası çocuklarda özellikle psikolojik travma oluşturacağı endişesi ile sünnet önerilmemektedir
  3.  ancak tıbbi zorunluluk varsa her yaş grubun da yapılabilmektedir.

 

  • Altı yaş sonrası çocukla iyi diyalog kurulabileceğinden ve çocuğun iyi ile kötüyü ayırt edebilir kabul edildiğinden yapılması uygun olacaktır.
  • Erken dönemde bu yapılacak sünnet faydalarına rağmen gene de ileri bir tarihe ertelene bilinir..
  • İlk 20 günde veya 7 yaşından sonra yapılmalı dır.çocuğun 1-6 yaş arası özellikle 4-5 yaş arası psikososyal gelişme devreleridir. Bu yaşlarda çocukta pipisini kaybetme korkusu vardır. Anneye de bağlılık son derece kuvvetlidir. Bu yaşta yapılacak bir sünnet psişik travmalara neden olur. 7 yaşından sonra bu psikososyal devre bir durgunluğa girer ve ergenlik çağına kadar devam eder.
  • Türklerde sünnet olmuş bir çocuğun ruhi ve ve bedeni bakımından olgunlaştığı geliştiği ve serpildiğine inanılır.

 

Bugün, dünya erkek nüfusunun yaklaşık 1/6’i sünnetlidir.

Sünnet Nasıl Yapılır

 1.  Anestezi:

  • Tüm sünnetlerin genel anestezi altında yapılması “cost-effective” bir yaklaşım da değildir. Ayrıca bu kadar çok sayıda genel anestezi uygulamasının getireceği komplikasyonlar –belli orandaki ölüm riski de dahil olmak üzere- kabul edilemez boyutlara ulaşacaktır
  •  lokal anestezi altında sünnet uygulamasını ön plana almak gereklidir.
  • Eskiden, özellikle ilk bir ay içinde yenidoğanın ağrı duymayacağı savıyla anestezisiz sünnet yapan cerrahlar mevcutken, yoğun klinik araştırmalar bu savın yanlışlığını kesin olarak ortaya koymuş ve bugün, anestezisiz sünnet yapma görüşü bilimsel olarak reddedilmiştir
  1. Dorsal penil sinir bloku: Üzere 0.5-2 cc arasında %1 lidokain. sünnet öncesi oral asetaminofen verilmesi etkili bir ağrı kontrolü yapmamaktadır
  2. Penis kökünde veya gövdesinde ring blok
  3. EMLA krem ile topikal anestezi uygulaması

2.  Sünnet yöntemleri:Sünnet uygulamasında yöntem ne olursa olsun, Kaplan’ın 1983’te ifade ettiği dört temel prensip daima gözönünde tutulmalıdır:

  1.  Asepsi (sıklıkla ihlal edilir, ancak çoğu kez sorun doğurmaz)
  2. Yeterli fakat aşırı olmayan eksizyon
  3. Hemostaz
  4. Kozmetik görünüm
  1. Dorsal slit: Dorsal slit yöntemi, sünnet derisine saat 12 hizasında yapılan vertikal bir insizyondan ibarettir. Böylece glans ortaya çıkar ve fimozis önlenmiş olur, ancak bu yöntem kozmetik yönden kabul edilebilir değildir. Dorsal slit, akut fimozis ve parafimozis vakalarına sınırlanmalıdır.
  2. Shield metodu (Sünnet kalkanı, Mogen klempi vb): Shield metodunda, musevi din adamlarının kullandığı Mogen klempi, ülkemizde bazı sünnetçiler tarafından kullanılan sünnet kalkanı gibi bir alet, yöntemin temelini teşkil eder. Sünnet derisi yukarı doğru gerilir, bir elin baş ve işaret parmakları glansı aşağı doğru iterken diğer elle kalkan veya klemp frenulumu koruyacak bir açı ile dışarıdan yerleştirilir ve kıstırılır. Daha sonra klempin distalinden giyotin usulü ile kesici bir alet kullanılarak sünnet derisi eksize edilir.
  3. Özel sünnet klempleri: Doyen ekrazörü, Winkel man klempi,Gomco klempi
  4. Açık cerrahi yöntemler: Açık cerrahi yöntemler den slit + eksizyonda, saat 12’ye yapılan dorsal slitten sonra, uygun miktarda mukoza bırakılarak, tüm sünnet derisi makasla çepeçevre kesilir ve hemostazı takiben kalan cilt ve mukoza birbirine dikilir.
  5. Slit + eksizyon
  6. Sleeve metodu: Sleeve tekniğinde ise, eksize edilecek cilt ve mukoza sınırlarına bistüri ile sirküler tarzda birer insizyon yapıldıktan sonra, arada kalan tüm sünnet derisi band halinde kesilip çıkarılır. Bunu hemostaz ve dikiş takip eder.

Kesme ya da hemostaz amacıyla uygulanan enerji   kaynakları

  1. Laser enerjisi
  2. Elektrokoter
  3. Termokoter (Diatermi)

Karbondioksid laserin, cerrahinin birçok alanında ve özellikle çok kanlanan organlarda, vasküler tümörlerde, koagülopatili hastalarda, mikrocerrahide, beyin cerrahisinde, plastik ve estetik cerrahide başarıyla kullanıldığı bilinmektedir. Bu cümleden olarak, hemofilik hastalarda laser kullanılarak sünnet yapıldığı, böylece kan kaybının ve antihemofilik faktör kullanımının minimale indirildiği bildirilmiştir. Ancak, laser kullanımının yüksek maliyeti sebebiyle rutin sünnetler için bu enerjinin uygulanması rantabl değildir.

Elektrokoter, birçok pediatrik genital cerrahi vakasında olduğu gibi, sünnette de, damarların nokta koagülasyonu amacıyla yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak, Baskin’in belirttiği gibi, bu konuda dikkatli olunmadığı takdirde, elektrik akımının penil kan akımına etki edip, tromboz ve glans nekrozuna yolaçma riski mevcuttur. Ayrıca, sünnette ****l bir klempe temas halinde elektrokoter kullanılırsa, ciddi penis yanıkları ve cilt soyulmaları meydana gelebilir.

Ülkemizde sünnet havyası
olarak da bilinen termokoter veya diatermi cihazı ise, elektrokoterden farklı olarak dokuya sadece ısı enerjisi transfer eden ve böylece elektrik yanığı yapma riski bulunmayan bir enerji kaynağıdır. Yerli üretimde pilli ve elektrikli modelleri bulunan cihaz, bir kalemin ucuna monte edilmiş elektrodun ısınmasıyla aktif hale gelir ve gerek kesme, gerekse damar koagülasyonu amacıyla kullanılabilir. Dokuya akım iletmediği ve ısının doku derinliği çok az olduğu için ****l klemplerle kombine olarak da güvenle uygulanabilir.

Komplikasyonlar:

İşlemin yaygınlığı ve kayıtsız uygulama nedeniyle sünnete bağlı gerçek komplikasyon oranı bilinemez.Aşşağıda bazı serilerdeki komplikasyon oranları verilmiştir

  • Williams ve Kapila  :% 2-10
  • Metcalf                         :% 4
  • MacCarthy                 : % 1.5-5
  • Baskin                          : % 0.2-5

Sünneti yapan kişinin eğitim ve deneyim düzeyi aşağı indikçe, veya toplu sünnetlerde olduğu gibi, ardarda yapılan sünnet sayısı arttıkça komplikasyon oranı da yükselmektedir.

Genel olarak sünnet komplikasyonlarını dört ana başlık altında toplayabiliriz:

Komplikasyonlar

  1. Anestetik (ölüm dahil)
  2. Psikososyal
  3. Ürolojik – Cerrahi
  4. Nadir ve ilginç komplikasyonlar:
  • Mide rüptürü
  • Pulmoner emboli
  • Kalp yetmezliği
  • İmpotans

Burada bizi daha ziyade ilgilendiren ürolojik-cerrahi komp likasyonları ise, erken ve geç olarak iki grup halinde sıralayabi liriz:

Erken komplikasyonlar:

  1. Kanama
  2. Fazla veya az eksizyon
  3. Penil amputasyon

Geç komplikasyonlar:

  1. İnfeksiyon
  2. Cilt köprüsü
  3. İdrar retansiyonu
  4. Fistül
  5. Gangren/Nekroz
  6. Meatit/Meatal ülser/Meatal stenoz
  7. Kordi
  8. Lenfödem
  9. İnklüzyon kisti
  10. Hipospadias/Epispadias
  11. Fimozis/Buried veya Küçülmüş (saklı) penis

Sünnet Karşıtı Görüşler (1)

  Sünnet Nasıl Zarar Verir :Doğal ve sağlıklı penis sünnet edildiğinde çocuk neleri sonsuza dek kaybeder.

  1. Yumşak sırtların frenar bantları :P enisin en fazla haz yaratan bölgesidir.Sinir ve damarlar açısından en zengin bölgedir.Kaybedilmesi geri kalan penisin hassasiyetini normal bir deri tabakasınınkine dönüştürür.
  2. Dartos fasiası olarak bilinen penis etrafını saran ısıya duyarlı,kastabakasının yaklaşık yarısı kaybedilir.
  3. Sünnet derisinde yer alan Özelleşmiş epitelial langer hans hücreleri,bağışıklık sisteminin bir parçasıdır ,Sünnet ile kaybedilir.
  4. Sünnet derisinde uc uca eklendiğinde 7.5 metreyi bulan dorsal sinir parçası kaybedilir.
  5. Yavaş hareketleri,sıcaklıktaki minik değişiklikleri ve yüzeydeki ince farklılıkları hissetme kabiliyeti olan,10-20 bin sinir ucu içeren ,duyu alıngacı Meisner Cisimleri sünnet derisi ile kaybedilir.
  6. Görevi henüz anlaşılmayan Östrojen Almaçları kaybedilir.
  7. Hareketli penis derisinin %50 si kaybedilir.Penisi nemli tutan,sürtünmeye karşı koruyan bu çok amaçlı şapka kaybolur.
  8. Sünnet derisi (SD) iç kısmı,yumşak mukozda (Anne sütü ve plazma hücreleride ) bulunan antikorlar yok olur.
  9. Lenfatik kanallar yok edilir.
  10. Penis başı alt kısmında yer alan en duyarlı oluşum Frenilum zarar görür
  11. SD iç kısmında yer alan apokrin bezlerden feromenom denen özel koku ve salgı üretilir.(Koklaşma duyusu).Sünnet ile bu cinsel uyarıcı yok olur.
  12. Penisi nemlendirip kayganlaştıran ektopik sabesea bezler yok olur.
  13. SD açılıp yayılır ise 104 cm2 lik bir alanı oluşturur. (Bir posta kartı büyüklüğü)Hareketli e kaygan bir deridir.
  14. Sünnet penisi inceltir.Sünnet ile penis botu 2.5 cm kısalır
  15. Penis SD ile vajen arasında elektrik alışverişi olur buda orgasm olmasına yrdımcı olur .
  16. Sünnet nedeni ile oluşan penil eneksiyonlar,defor miteler,doku kayıpları.Cinselistek azlığı
  17. Nadiren ölümler olabilir

Dünya Sünnet Komplikasyon Tahmini

MÜSLÜMANLAR
Topam Dünya Nüfusu 1.033.453.000 Birmilyar
Toplam erkek Nüfusu 516.726.500 516.7 milyon
Komplikasyon Oranı 10% 2% 1%
Komplikasyon Sayı 51.6 milyon 10.3 milyon 5.1 milyon
MUSEVİLER
Topam Dünya Nüfusu 13.451.000 13.4 milyon
Toplam erkek Nüfusu 6.7 milyon
Komplikasyon Oranı 10% 2% 1%
Komplikasyon Sayı 672.550 134.510 67.255
ABD
Topam Dünya Nüfusu 288.788.000 288.8 milyon
Toplam erkek Nüfusu 144.304.000 144.4 milyon
Komplikasyon Oranı 10% 2% 1%
Komplikasyon Sayı 11.6 milyon 2.3 milyon 1.1 milyon
AFRİKA
Topam Dünya Nüfusu 69.872.000 169.8 milyon
Toplam erkek Nüfusu 34.936.000 34.9 milyon
Komplikasyon Oranı 10% 2% 1%
Komplikasyon Sayı 873.400 174.680 87.340
  • %1 komplikasyon çok iyimser bir thmindir.
  • Komplikasyon oranının %1.7 yi geçtiği bilinmektedir.

Dünya erkek sünnet komplikasyon oranı

10% 2% 1%
64.7 milyon 12.9 milyon 6.4 milyon

Sünnet Karşıtı Görüşler 2 =Sünnetle İlgili Onbeş Gerçek

  1.  Kuran’da hiçbir yerde Müslümanlara sünnet olmalarını emreden bir ayet yoktur.
  2. Muhammed’in Müslümanlara sünnet olmalarını salık veren açık hiçbir “sahih” hadisi yoktur.
  3. İlk Müslümanların erkekleri sünnet ettiklerine dair herhangi bir kanıt yoktur. Peygamberin kendisinin de sünnetli olmadığı sanılmaktadır.
  4. Sünnetin Yahudi dini inanışında temel bir yeri vardır. İslam inanışına sünnetin girmesi, 9. yüzyılda Yahudilikten İslamiyet’e dönenlerle birlikte gerçekleşmiş olabilir.
  5. İslamiyet’i kabul eden birinden ilk önce sünnet olması istenir, oysa sünnet farz bile değildir.
  6. İngilizce konuşan ülkeler sünnete 19. yüzyılda, hastalıklara neden olduğunu düşündükleri mastürbasyonu önlemek amacıyla başlamıştır
  7. İngiltere ve İngilizce konuşan pek çok diğer ülkede sünnet 1940′larda terkedilmiştir.
  8. ABD’de sünnet 1960′lardan bu yana hızla terk edilmektedir.
  9. ABD’de sünnet tıbbi gerekçelerle, ama nedense tıpkı bazı dini kitaplardaki gibi doğumdan sonra yapılır.
  10. Sünnet, kellikten bel ağrısına, delilikten yatak ıslatmaya kadar pek çok soruna çare olarak sunulmuştur
  11. Kadın sünneti pek çok ülkede yasaklanmıştır.
  12. Kadın sünnetinin bazı türlerinde yok edilenler, erkek sünnetinde yok edilenlerin karşılığı, veya daha azıdır
  13. WHO ve Birleşmiş Milletler gibi pek çok uluslararası örgüt kadın sünnetine şiddetle karşıyken erkek sünnetini destekler.
  14. Kadın sünneti terimi erkek sünneti ile benzerliği gizlemek için Batı dillerinde “Kadın Jenital Sakatlaması” olarak değiştirilmiştir.
  15. Sünnetle yaklaşık 104 santimetrekare alanında deri, 75 metre uzunluğunda mikroskobik sinir, ve 10.000 ile 20.000 arası özelleşmiş erotojenik sinir ucu kaybe  dilir.

Sünnet Karşıtı Görüşler 3=Bir İnsanlık Suçu Olarak Sünnet Ritüeli

Çocuk Sünneti Bir İnsanlık Suçudur !.Dinsel eğilimlerin güçlenmesi, bir yandan en eski, ne arkaik ritüellerin yeniden canlandırılmasına güç verirken, öte yandan da, kendi karşıt eğilimlerini doğuruyor…

21. yy. insanlığı, eski toplumun, anasından “sağlam” doğan bir bebeği “kusurlu” ve-ya “günahlı” addederek, “sünnet” vb. bir dizi ritüel-ayin yoluyla onu “arındırma” edimlerini artık bir “İnsanlık Suçu” olarak değerlendirebilme aşamasına ulaşmış bulunuyor.

Eski Mezopotamya toplumlarının bazıları, bu “ilk kız/erkek bebek”leri geniş ölçüde “Tanrılara kurban” ediyorlardı. Daha sonra “Tanrıya Köle” kılarak onlara kısmen “yaşam hakkı” sundular ve fakat bunu yaparken de, onları, onların önemli bir bölümünü “Kadın ve erkek kutsal fahişe” olarak mabetlerde çalışmaya vakfettiler.

Erkek çocukları, ya daşşak burarak, ya kökten keserek “hadım” ediyor olmalıydılar. Mezopotamya’da bunların izlerini “erkek sevgili” ilişkileri yaşayan Osmanlı erken-orta dönemlerine kadar izleyebiliyoruz.

Kadın sünnetine ise, bir kaç farklı yoldan ulaşılmış gibi görünmektedir. Muhtemelen bunlardan birisi, “kutsal fahişe” olan tapınağa adanmış kız evlatlardan bazı kategorilerde olanların “kısır” kılınma uygulamalarına da bağlı olarak gelişmiş görünmektedir. Musa kitabında, hala “erkek giysili kadın”lardan bahsedildiğine bakılırsa, kadın giysili erkek fahişeler gibi, erkek gibi kadın fahişeler de bulunmaktaydı.
Jenital organlarda operasyon yapmak haliyle sünnet, eski toplumda, “ilk doğan” kız ve erkek çocukların (“ilk oğul”, “ilk kız” eski toplumda özel bir topluluktur ve Musevi ataları da işte bu “ilk – büyük çocuk”ların tanrıya adanma sürecinde, dini görevli olarak şekillendirilmelerinden oluşmuştur; onların dini üstünlükleri, “Tanrının seçilmiş topluluğu” olmaları, gezgin dini görevli olarak “Dünya’nın dini vergilerini” toplayarak zenginleşmeleri ve binlerce yıl boyunca topraksız kalmayı “gönüllü” olarak isteyip de dağılmadan kalabilmeleri… hep böylesine bir dinsel gurup olarak şekillenmelerine bağlıdır..) kısır kılınma uygula masının kalıntısı olarak günümüze ulaşmışa benzemek tedir
Demokrasi mücadelesi, ana-baba olarak kendi çocukla rının vücutları üzerinde haksız “hak tasarrufu”nu red etmekten başlamalıdır.

Biz, herhangi bir konuda tavır belirlerken, bilimsel doğrulardan yola çıkıyoruz. “Muhammed de sünnetsizdi…” biçimlerinde argümanlar, “karşı tarafın çelişmeleri” üzerine proje bina etmeler, Turan Dursun tarzı “İslamla mücadele” yöntemleri bize ait değil. Muhammed sünnetsiz olsa bile, bu İslam’ın dayandığı kökenleri ortadan kaldırmıyor. Sünnet edimi,Mezopotamya ve Mısır’da Muhammed’den binlerce yıl önce uygulanıyordu. Ayrıca, dinleri ve dinsel uygulamaları Peygamber’ler yaratmaz! Bu uydurmadır. Tersine, Dinler kendi peygamberlerini kendileri yaratır. İsa’yı anasının karnına “Mesih” veya “Tanrı” olarak zerkeden, “bebek tapımcısı” Sabilik inançlarıydı. İsa, İsa olacağını bilerek büyüdü. Muhtemelen Muhammed de Peygamber olmaya aday yetiştirilenlerden birisiydi…

Bu bakımdan, asıl muhatap olarak dinlerin resmi söylemleri ve resmi uygulamaları muhatap alınmalıdır.Sünnet kurumunun erken Akado-sammaru kaynaklarından itibaren farklı biçimleri ve bunların toplumsal anlamları, toplumdaki işlevleri ele alınarak günümüze doğru taşınmalıdır.Düz okurdan akademis yenlerimize kadar, bu alanda böyle bir çalışma eksikliğini duyanların çaba ve katkılarına da ihtiyaç var…


KİRVELİK

Kirvelik, özünde çıkar ilişkisi olan, ekonomik ve toplumsal statüye önem veren, iki bireyle (sünnet olan çocuk ve onu sünnet olurken tutan kucağında tutan ) başlayan, sonuçta iki aileyi birbirine yaklaştıran akraba olmadığı halde akrabaymış gibi kabul edilen sonradan kazanılmış bir düzmece akrabalık türüdür.

Kur’anda “hırva” sözcüğüyle var olduğu saptanan, Hz. Muhammet’in de meleklerin kirveliğiyle sünnet olduğu söylenen, bir İslam geleneği olan Kirvelik,

  1. Anadolu’nun kimi yörelerinde hiç bilinmezken (Karadeniz), kimi yörelerinde bilindiği halde önemsenmemektedir (Ege Bölgesi).
  2. Özellikle Gaziantep ve Adana yöresinde, genellikle de Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde ödünsüz uygulanan kirvelik olgusu, vazgeçilmez bir gereklilik olarak töre gücünde ağırlığıyla karşımıza çıkmaktadır.

Erkek çocuğu olan aile reisi, kirve seçeceği bireyi önceden hazırladığı gibi sünnet olacağı zaman da seçebilir. Örneğin, çocuğun kirvesi Elazığ yöresinde, sünnet olacak çocuğun babası tarafından verilen bir özel yemekle seçilir. Yemeğe kirve adayları ve kimi yakınlar çağırılır. Yemek yenilip dua edildikten sonra kümeden biri, “Allah hayırlı ede, kirvelerin kim ola?” diye bir soru atar ortaya ve kirve seçimi bu soruyla başlar.

Kirvelik önerisi çoğunlukla, ekonomik gücü yerinde, belirli konuma sahip, toplumda kabul gören bireylere yapılır. Her kirvelik önerisinin kabul edilmek zorunluluğu yoktur. Toplumun kirveye ve kirveliğe atfettiği değerler karşısında kirveliği kabul etmek bir onur ve saygınlık kazanma vesilesidir.

Kirve sünnet çocuğunu sünnet olurken tutan kişiye verilen bir ad olmakla birlikte çocuğu tutma görevi yanında, üstlendiği toplumsal yükümlülükler daha ağır bastığından kimi durumlarda çocuğu, kirve yerine kirvenin vekalet vereceği bir birey de tutabilir. Sözgelimi, biraz irileşmiş çocuk ve yaşlı kirve bu fizik eylemi gerektiğince yerine getiremeyeceğinden çocuğu tekniğine uygun tutma işini daha genç, güçlü birisi yapar. Kirve bu durumda kirveliğinden bir şey kaybetmez. Çocuğa ve çocuğun ailesine karşı bütün yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmeğe çalışır ve bunu da gönüllü yapar. Örneğin, kirve sünnet düğünü giderinden başlayarak çocuğun evlenme, düğün giderlerine değin (ömrü izin verirse) parasal desteğini esirgemez. Askere giderken kirvenin eli öpülür, evlenmeden önce kirvenin de izni alınır; sünnet olan çocuk, göstereceği saygıda kirvesini babasından ayırmaz, bacı kardeş sayılacaklarından kirve kızıyla da evlenemez.

Halk arasında :

  1. “Kirve, kirvenin kapısının önünden donsuz geçmez” derken,
  2.  ”kirvelikle yakınlık kurulan aileler, birbirlerinin kadın ve kızlarına kötü gözle bakmazlar” kuralına saygılı olmaları gereğini vurgularlar.
  3. “Kirve kirvenin yoluna baş koyar (ölür)” derken de kirvelerin birbirlerini kendilerinden daha önde tutmak zorunda oldukları belirtilir.

Yörede erkek çocuklar genellikle 3 ile 10 yaşları arasında sünnet ettirilir. Yaygın bir inanışa göre tek çocuk sünnet ettirilmez. Sünnet ettirilecek çocuğun daha küçük kardeşi varsa (beşikte bile olsa) o da onunla birlikte sünnet ettirilir. Çocuğun küçük kardeşi yoksa, çevreden öksüz veya fakir bir çocukla sünnet ettirilir. Çarşamba,

Perşembe ve Pazar sünnet için tercih edilen günlerdir.Sünnet evi sırma ve çeşitli süslerle süslenir, çocuğun karyolası özenle hazırlanır. Karyolanın başına işlemi bir kılıfta Kur’an asılır ve bir hafta önceden misafirler davet edilir (okuntu çıkarma). Sünnet olacak çocuğun üç tane sağdıçı olur: Daha önceden sünnet olmuş bir arkadaşı, sonra sünnet olacak bir arkadaşı ve bir de kız. Sünnet edilmiş sağdıç ile kız sağdıç, sünnet edilecek çocuğun ileride arpalı-buğdaylı (kız ve erkek) bebekleri olsun diye, yatağın etrafında üç kez dolanırlar ve sünnet yatağının altına arpa, buğday saçarlar.

Panel Yöneticisi:Opr.Dr Beyzade Özkahraman

Konuşmacı:     Dr.Adnan Arıcan/Üroloji Uzm

ULUSAL TV de SÜNNET ÜZERİNE SÖYLEŞİ NOTLARI

.

 

© Dr. Adnan ARICAN