PROSTATİT

PROSTATİT

Prostat sadece erkeklerde bulunan bir salgı bezidir .  Kadınlardaki iç rahmin karşılığı bir organdır. Prostat erkeklerde mesanenin altında penis kökünün hemen üzerinde . Ağırlığı  20-25 gram. İri  bir kestaneye benzeyen hafif konik bir organdır.

Prostat bir dış salgı bezidir. Aynı zamanda organizmanın ikincil sex organıdır . En önemli vazifesi meninin  % 95 ini teşkil ederek spermayı sulandırır. Böylece ejekulatın miktarını çoğaltarak döllenmeyi kolaylaştırır. Prostatik dokuda yüksek konsantrasyonda çinko vardır. Çinkonun karbonik anhidraz ve dehidrogenez enzimleriyle ilişkisi vardır. Çinko yetmez liklerinde prostat dumura uğrar. Prostatik Sekresyon: pH 6,5 olup süt görünüşünde özel bir kokusu olan bir sıvıdır. İçe risinde fibronilizin, asit fosfotaz ve beta glukuronidaz enzimleri tespit edilmiştir.Ayrıca plazmadan daha fazla mik tarda Na, K, Ca ihtiva eder.  Anyon bakımdan daha fakirdir. Bol sitrat bulunur . Bunlardan başka aminoasitler, proteinler , lipitler , kollestrol bulunur. Prostat ergenlik yaşına kadar faal değildir. Ergenlikte faaliyet göstermeye başlar 25 yaşına kadar artar daha sonra faaliyetinde yavaş yavaş düşme görülür.


Prostatit, prostatın akut bakteriyel enfeksiyonundan, prostatın kronik ağrılı sendromlarına dek uzanan geniş bir hastalık yelpazesini içermektedir.Kan ve normal idrar yolunu tırmanarak yayılırlar.Hastaların %90’ı doktora başvurmadan  anti biotik dahil birçok ilacı kullanmışlardır . Genelde 50 yaş altında genç erkeklerde , Prostatitlerin  % 5-10 kadarında etken olan mikroorganizma izole edilebilmekte, bu nedenle de birçok hastaya ampirik tedaviler uygulanmaktadır

Prostatit  sınıflandırılması

I. Akut bakteriyel prostatit ve prostat apsesi

II. Kronik bakteriyel prostatit

III. Kronik nonbakteriyel prostatit/Kronik pelvik ağrı sendromu

  • IIIa. Enflamatuar
  • IIIb. Nonenflamatuar

IV. Asemptomatik enflamatuar prostatit(Histolojik prostatit)

Akut bakteriyel prostatit, bakterilerin neden olduğu prostat bezinin  ateşli iltihabıdır. Hastalarda yüksek ateş, titreme, ağrı, sık idrara çıkma, ani sıkışma hissi, idrar yaparken yanma, halsizlik bazen de idrar yapamama yakınmaları vardır. Uretradan akıntı görülebilir. Hastaların çoğu idrar yapma zorluğu çekerler. Ultrasonografide prostat bezi ödemli ve enfekte görülür. Seminal kese iltihabı % 100 prostatit ile beraberdir.İlaçlı tedaviye hemen başlanır.Enfeksiyon ile mücadele ederken, bol sıvı alımı ve istirahat önerilir..

Prostat apsesi, akut prostatitin tedavi edilmemesi sonucu meydana gelebilir. Şeker hastalarında oluşma olasılığı daha sıktır.

Etkenler

  • E. Coli
  • K. Pnemonia
  • P. Mirabilis
  • P. Aeruginosa
  • E. Faecalis
  • C.Trachomatis
  • S. Saprophyticus
  • S. Aureus
  • S. Epidermidis
  • M. Genitalium
  • U. Urealyticum

Tanı:

  • Prostatın parmak ile değerlendirilmesi: Rektal Tuşe:prostatta  yumşak alanlara rastlanır.

  • Trans rektal ultrasonografi (TRUS)

  • Bilgisayarlı tomografi (CT ) ve MR ile rahatlıkla konulabilir.

Tedavi: Uzun süreli antibiotik+ağrı kesici+ödem çözücü tedavi şeklinde özetlenebilir.Apse gelişmiş ise cerrahi olarak bunun boşaltılması gerekir.Tedavide “kan prostat engelini” geçebilen ERİTROMY CİN,OLEOANDOMİCİN ,TRİ METOPRİN,ROZAMİCİN,KİNOLON gibi antibiotikler kullanılmalı.

Kronik prostatit tanısı alan hastaların pek çoğunda hastalığa  neden olan mikrop belirlenememekte ve bu nedenle de birçok hastaya genel tedaviler uygulanmaktadır.Toplumda tüm erkeklerin %10-14’de kronik prostatit görülmektedir

Kronik bakteriyel prostatitli hastalarda perineal ve kasık ağrısı, sık idrara çıkma, ani sıkışma hissi, idrar yaparken yanma gibi belirtiler vardır. Ateş olmaz. Prostatik sıvıda bol miktarda lökosite de rastlanabilir.(%30), prostatik masajla alınan sı vının kültürü veya masaj sonrası  alınan idrarın  kültüründe üreme olması ile tanı konulur . Kronik prostatitin tedavisi ol dukça problemlidir ,  çünkü prostatın  yapısı nedeni  ile üriner enfeksiyonlarda etkili  olan ilaçlar kronik prostatitte etkili olmayabilir, antibiyotiklerin bazıları prostata geçebilir.Ancak antibiyotikler kesildikten sonra tekrarlama olabilmektedir. Enfeksiyon böbreklere, testis ve epididim gibi genital organlara yayılabilir. Erkek kısırlığına bile neden olabilir. Sıklıkla da cinsel yetersizlik yakınmaları ile de başvurabilirler%50).

Kronik Pelvik Pain Sendrom(CPPS):En çok rastlanan prostatit sendromu nonbakteriyel prostatittir. Nonbakteriyel prostatit, prostatın bilinmeyen bir nedenle iltihaplanmasıdır. Belirtiler kronik prostattaki belirtilere benzer.

-Karın, kasık, alt, arka bölgede ağrı
-Sık idrara çıkma
-Ani sıkışma hissi
-İdrar yaparken yanma hissi
-İdrar tazzikinde azalma

Nonbakteriyel Prostatit Teşhisi Bu hastaların kültürleri negatiftir ve üriner sistem enfeksiyonları yoktur. Bu tip hastalarda en sık rastlanan etken Chlamidya Trachomatis’tir. Genellikle anksiyete depresyon gibi psikolojik duygusal tablolar birlikte görülbilir.Tedavide uzun süreli kullanılabilen antibiotikler, antienflamatuar ajanlar ve antikolinerjikler faydalı olabilir.

TEDAVİ

Tedavide başta antibiyotikler olmak üzere çok farklı gruplardan ilaçlar önerilmektedir. Bu derlemenin dışında kalan akut bakteriyel prostatit tedavisi dışarıda bırakılırsa, bu ilaçlar şöyle sıralanabilir:

  • Antibiyotikler: Kronik prostatit olgularının yaklaşık %90’ının etiyolojilerinin nonbakteriyel olduğuna inanılmasına rağmen, birçok hastaya antibiyotik tedavisi uygulanmaktadır. Bunun temelinde kültürü negatif hastaların antibiyotik tedavisine yanıt vermesi, tüm kategorilerdeki hastaların yaklaşık yarısının kinolon tedavisinden yararlanması gibi nedenler vardır.Klasik bilgiye göre bir ilacın prostata nüfuz etmesi için lipidde yüksek oranda erimesi ve serum proteinlerine de olabildiğince az bağlanması gereklidir. Birçok antibiyotik serumda iyonize olduğu ve iyonize ajanlar da prostat epitelini geçemediği için pek çok antibiyotik prostat enfeksiyonlarının tedavisi için uygun değildir. Bu durumda ilk aşamada uygulanmak için en uygun antibiyotikler trimetoprim-sulfametoksazol ve kinolonlardır (norfloksasin, ofloksasin, siprofloksasin ve levofloksasin). İkinci tercih ise tetrasiklinler ve makrolidlerdir..
  • Antienflamatuar ajanlar: Nonsteroidal antienflamatuarların bazı hastalarda rahatlama sağladığı bildirilmiştir, ancak bu konuda belirleyici olabilecek düzeyde kanıt yoktur.
  • Kas gevşeticiler: Özellikle kategori IIIB pelvik ağrı sendromunda diazepam ve baklofenin yararlı olduğu bildirilmişse de bu konuda da yeterli çalışma yoktur.
  • Alfa blokerler: Hastaların önemli bir bölümünde obstrüktif işeme belirtileri olduğu için bu belirtileri gidermek amacıyla tedavide alfa blokerler kullanılmaktadır.Hastaların %56’sının alfa bloker kullanımından yarar gördüğü belirlenmiştir.
  • 5 alfa reduktaz inhibitörleri: Prostat epitelindeki enflamasyonun hormonal kontrol altında olabileceği düşüncesiyle 5 alfa reduktaz inhibitörleri çeşitli çalışmalarda kullanılmış; kategori IIIB kronik prostatitte, enflamasyon, işeme ve ağrıda düzelme bildirilmiştir.
  • Fitoterapi, pentozanpolisülfat, allopurinol ve ısıtma tedavisi de çeşitli yazarlar tarafından önerilen, ancak prospektif, kontrollü çalışmalarla yararı kanıtlanamayan tedavi yöntemleridir.
  • Prostat masajı: Prostatit tedavisinin en eski yöntemlerinden birisi olan prostat masajı, bir süredir yitirdiği popülaritesini en azından standart tedavi yöntemlerinden yararlanamayan hastaların tedavisinde yeniden kazanmaktadır. Yineleyen prostat masajının intraprostatik kanalları açtığı, dolaşımı düzelttiği ve antibiyotiklerin dokuya geçişini iyileştirdiği öne sürülmektedir.

Kategori II Prostatitte Tedavi: Bu kategoride uzun süreli, tam doz antibiyotik tedavisi esastır. Prostattaki mikroorganizmanın yok edilmesi için 28 günlük tedavi her zaman yeterli olmaz. Bu nedenle, özellikle belirtilerin sürdüğü olgularda tedavinin 6-12 haftaya uzatılması önerilmektedir. Hastanın belirtilerinde iyileşme olmazsa, antibiyotik tedavisi uzatılarak buna yinelenen prostat masajının eklenmesi yararlı olabilir. Yineleyen hastalarda korunma amacıyla düşük doz antibiyotik kullanılabilir. Cerrahi tedavi son seçenek olmakla birlikte,prostat sıvısında ısrarla aynı bakterinin bulunması halinde radikal TUR, giderek total prostatektomi uygulanabilir. Öte yandan, hastaların klinik olarak düzelmesi, her zaman antibiyotiğe yanıtı göstermez. Yapılan bir çalışmada, klinik olarak kronik prostatit /KPAS tanısı koyulan hastalar 12 hafta ofloksasin ile tedavi edilmiş,hastaların % 57’si orta yada ileri derecede düzeldiğini bildirmiştir. Oysa bu hastalarda kültür, lökosit yada antikor açısından bir değişiklik gözlenmemiştir. Dolayısıyla bu bulguların hastaların antibiyotiğe yanıtını öngörmedeki değeri kuşkulu kalmaktadır.

Kategori IIIA Prostatitte Tedavi: Bu hastalarda mikroorganizma izole edilemese de masaj sonrası prostat sıvılarında bol lökosit bulunmaktadır. Kategori IIIA hastalarında tedaviye antibiyotikle

başlamak uygun olur. İlk altı hafta sonunda yanıt gözlenirse, tedavi altı hafta daha sürdürülür. Eğer tedavi başarısız olursa alfa blokerler, antienflamatur ajanlar ve yineleyen prostat masajı önerilir. Prostat masajı uygulanırken, hastanın antibiyotik baskısında olması yararlıdır. Finasterid, fitoterapi gibi diğer seçenekler de uygulanabilir. Bu kategoride cerrahi tedavinin yeri yoktur.

Kategori IIIB Prostatitte Tedavi: Bu grupta izole edilmiş bir mikroorganizma olmamakla birlikte hastaların çoğuna zaten bir antibiyotik verilmiştir. Bu açıdan antibiyotiğin dört haftaya tamamlanmasında yarar vardır. Antibiyotiğin etkisiz kalması halinde Nickel, eşzamanlı olarak üçlü tedaviyi önermektedir

  • Yüksek doz alfa blokaj,
  • Analjezi (gerekirse kısa süreli narkotik analjezi),
  • Kas gevşeticileri (örneğin diazepam). Bu tedaviye ek olarak hastaya iki hafta ev istirahati önerilmektedir. Narkotik analjezik daha sonra nonsteroidal analjezikle değiştirilir. Alfa blokaj üç ay sürdürülür; diğer ilaçlar birkaç hafta içinde bırakılır.

Kategori IV Prostatitte Tedavi: Enflamasyon genellikle klinik belirtileri olmayan bir kişide biyopsi ,  ejakülat gibi örneklerle ortaya çıkar. Bunların çoğunda tedavi gerekmez. Eğer endoskopik  yada açık cerrahi girişim gerektiren bir hastalığı olan bir kimsede önceden kategori IV prostatit tanınırsa profilaktik antibiyotik kullanımı önerilir.

KRONİK PROSTATİT TEDAVİSİNDE YENİ YAKLAŞIMLAR

A) ESWT (Ekstra corporial şok dalga tedavisi) :ESWT myofasial ağrı ve onu tetikleyen hastalıkların üzerinde pozitif iyileştirici  etkisi bilinmektedir.

 

Medivia Hastanesi üroloji kliniğinde şok dalga cihazı (ŞDC=ESWT) olarak Wolf firması tarafından üretilen  “MULTİ USE 60 PİEZO WAVE 2kullanılmaktadır.İsim biraz karışık görülmekle beraber özellikleri şöyle sıralanabilir.

  1. Kullandığımız shockwave’in piezoelektrik versiyonu her tür tedavide anesteziye gerek duymadan, uygulanır .
  2. Aynı cihazda hem lineer prob (paralel ışınsal atış yapar) hem de fokal prob (bir odakta gücü yoğunlaştırır) vardır.Bu kombinasyon ile Türkiyede ilk cihazdır.Linear prob ile erkeklerin sertleşme (erektil disfonksiyon), Fokal prob ile penis romatizması (peyronie) ve kronik prostatit hastalığı tedavi edillir.Yani sözkonusu 3 hastalıkta farklı problar kullanmak tedavi etklinliğini artırmaktadır.
  3. Tüm dünyada piezoelektrik shockwave en iyi odaklanan ve enerjisini en az kayıpla dokulara aktarabil me kabiliyetine sahiptir.
  4. Zararsızdır , tedavi sıklığı sakıncasız ve kolayca artırılabilir :Örneğin iki günde bir
  5. Tedavide korkusuzca daha yüksek enerji yoğunluğu değerinin seçilebilir

 

Özetle;Mahşerin 3 atlısı gibi isimlendirebileceğimiz tedavisi zor olan ;Erkekte sertleşme problemi,kronik prostatit,peyronie(penis romatizması) gibi hastalıklarda Medivia Hastanesi Üroloji Kliniğinde MULTİ USE 60 PİEZO WAVE 2cihazı üstün başarı ile kullanılmaktadır.

 

Uygulama: Erkekte perineal (apış arası) ve suprapubik(göbek altı) olarak uygulanabilir.

. ESWT aşşağıda anlatıldığı biçimlerde etkisini gösterir.

  1. Substance P ; Sinir uçlarından salgılanır ve  ağrı maddesi olarak bilinir. Kas ve iskelet sisteminde ağrıyı azaltması. duyu sinirlerini etkileyerek damar ve sinir uçlarından Substance P ve nitroz oksit gibi messenger moleküllerin salınımının arttırılması damarlarda ve kaslarda gevşeme yapar,Ağrı azalırken ortama giden kan akımı artar ve Dokunun iyileşme hızlanır.Aynı şekilde hücre membranla rındaki iyon kanallarının aktivasyonu, artan metabolizma ve vasküler büyüme faktörlerindeki artış iyileşme sürecine katkıda bulunur
  2. Fibroz kireçli dokuyu ;Kırar,bozar ve atıklar da lenfatiklerle olay yerinden uzaklaştırılır.Yeni damar oluşumu : Şok dalgaları ile azalan ağrı  nedeniy le damarlar genişler ve yeni damarlar oluşuğu gibi damar büyümesini sağlayan faktörlerin artmasına neden olur.
  • eNOS (endothelial nitric oxide synthase),
  • VEGF (vessel endothelial growth factor)
  •  PCNA (proliferating cell nuclear antigen) gibi.

 

ESWT ve DDLT hasta açısından avantajları nelerdir?

  • Operasyon öncesi veya sonrası hiçbir bakım gerektirmez,
  • Ameliyat, anestezi, kesi ve dikiş gerektirmez (non-invasive)
  • Uygulama esnasında veya sonrasında acı duyulmaz.
  • 20-25 dakika gibi kısa bir süre içinde kolayca uygulanabilir.
  • Günlük yaşantıya hemen dönülebilir.
  • Yüksek başarı oranları ve hasta memnuniyeti sağlayan etkili bir çözümdür.
  • Komplikasyon riski ve yan etkisi olmayan güvenilir bir yöntemdir.

Kronik prostatıtli/ kr.pelvik ağrı sendromulu hastalarda myofasial ağrı çok olur. Ağrı  perine, pelvis, göbek altı  ve genital bölgede , idrar yaparken ve ejekülasyon esnasında değişik dereceden hissedilir.yukarıda sayılan özellikleri nedeniyle ESWT ve DDLT kronik prostatit tedavisinde güvenle kullanılan tedavi seçenekleridir.

B) PROSTAT İÇİNE ENJEKSİYON;Rektal ualtrason eşliğinde apışarası bölgesinden yapılır.

  • Prostat İçerisine;Kortizon+Antibiotik+ağrı kesici (Prostat Kokteyli)
  • Prostat İçerisine PRP (Trombositten zengin plazma) yapılır.Allerji yapmaz.Hastadan alınan kanndan 1 saat içerisinde PRP elde edilip prostat içerisine enjekte edilir.
C)elektronik PELVİS TABAN KASLARI TESTİ (ePUT=TENS) bkn:Pelvis Taban Kaslarının Testi

 

 

 

 

 

 

admin